Blog

İsrail Tora ve Kabala

Tanrı verir ve biz alırız. Böyle bir bağlamda ‘kbl’ köklerindeki “kabala” sözcüğü ‘kabul etme’ anlamındadır. Sina dağında verilen Tora İsrail tarafından alınmıştır. O zaman
bu veri üzerinde çalışma ‘huzurda durma’ anlamındadır. Kabul etme pasif bir işlev değildir. El açmayı gerektirir. Yani bir aktif hareketlilik durumu esastır.

Verileni yani Tora’yı derin bir biçimde çalıştıkça, aktif olundukça veri artacaktır. Yüreğin açılması bir anlamda
peygamberlik olarak tanımlanmaktadır.
Ezgiler ezgisi 5:2’de “Ben uyuyordum ama yüreğim uyanıktı” denilmektedir. İbrani şair ve felsefeci olan Yuda Halevi bu bölümü uyuma zamanında yani İsrail’in sürgüne tabi olduğu zamanında bile yüreğinin uyumadığından bahsetmektedir.

Kabalistlere göre görüş organı göz değil yürektir. Hezekiel 36:26’da “Size yeni bir
yürek verecek, içinize yeni bir ruh koyacağım. İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim.” demektedir. Peygamberliğin temelinde yürek vardır. Yakup’un İsrail adını almasında da yürek dönüşüm ve değişimi esastır. Yaratılış kitabı 29. bölümde Yakup ve gelecekteki eşi Raşel arasındaki kuyu “Şekina’nın suları-
’nı” temsil eder.

Tabi bu da kabalistik bir yorum olarak karşımıza çıkmaktadır. Şekina Tanrı’nın dişil olan varlığını temsil etmektedir.
Yukarıdan ‘eril sularla’ bu noktada buluşmaktadır. Bir başka tabirle eril ve dişil tecellide insan bedeni ile ilahi olanın bütünleşmesinin resmedilişidir.

Ve kuyu yine bet harfi ile başlayan bir kelimedir. ‘B’er’ kuyu ve ilginçtir ‘bara’ kelimesi de yaratmaktır. Kaynakların bir araya getirilmesi, kuyu ve yaratılış arasında bir ‘bet’ bağlantısında müthiş anlam çeşitliliği ve derinliği ortaya çıkarılmaktadır.

İşte yukarıda da dediğimiz gibi bütün bu tarz derin çalışmalar, keşifler hep “kabalanın” alanıdır. Yakup’un bu kuyu ağzındaki taşı kaldırması ise, bunu ilerde eşi olacak Raşel’le birlikte yapması, Zohar’ın anlatımına göre Şekina ile derin birlikteliğe işarettir. Burada taş yaşam kaynağımızı engelleyen “suları katılaştırıp donduran” -Zohar 1:152a yargıdır-on sefirottan biri olan yargıdır(Gavurah). Burada taş kalp, bedenin esas kalbi
ile yer değiştirecektir ki, ilahi ruh yürekçe kabul edilebilsin (Talmud, Sukkah 52b).

O zaman “Neden Kabala?” diye sorulduğunda “o bir yürek yoludur” demek demümkündür. Kabala’nın merkez şeması “Yaşam ağacıdır”. Bu şemadaki on tane sefirot arasına çizgiler çekilirse toplam 22 çizgi görülür.
Bu İbrani alfabesinin 22 harfine işarettir. Bir de buna on sefirot eklenirse şema toplam 32 çizgi ile birbirine bağlanır.

Kısacası 32 hikmet yolu ve bu 32 hikmet yolu on sefirot ve bu sefirotlar arasında 22 yol bağı bulun9maktadır. (32 ebcet ya da gimatriye göre) ‘lev’ sözcüğünün sayısal değeridir.
Lev(b) ‘yürek’ demektir. Lamed aynı zamanda ‘İsrael’ (Yasa Tek.34:12) kelimesi ile bağlantılıdır.
Lev aynı zamanda Leb okunur. V harfi B gibi okunur. Dolayısı ile “leb” yani yürek kelimesi
içinde lamed ile İsrael’e sondaki bet harfi ile de Yaratılış 1:1’de yer alan ‘bereşit’ kelimesi
ile bağlantısı vardır.

Yani Yaratılış ve İsrael dolayısı ile bir yürektir. Başlangıç ve son yine
başlangıca bağ kurar ve burada hiç bitmeyen bir spiral döngü yerini alır. Süleymanın Özdeyişlerinde “Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, ne mutlu ona sımsıkı
tutunanlara!”-3:18 demektedir.

Buna bağlantılı olarak “yaşam ağacı” yüreği aktive eden olarak karşımıza çıkar. İbrani harflerinin her birinin sayısal olması da her bir kelimeyi anlamdan anlama çevirir durur.
Ve dolayısı ile kabalist yorumda şekilden şekile girer ve zenginleşir.

Mesela, lev yada leb kelimesinin sayısal karşılığı 32’dir. Kbvd (kavod) kelimesinin de sayısal değeri 32’dir. O zaman ‘onur, yücelik’ anlamına gelen bu kelime de kalp anlamına gelen leb kelimesi ile birlikte bir yorum içinde kullanılabilir. Yani şöyle denebilir “Onur bir insanın kalbinin doğruluğudur.”

Daha üst bir düzeyde değerlendirmek gerekirse Tanrı şanı, onuru diğer bütün diğer hikmetin 32 yolu olan bütün sefirot sistemlerinin dürüstlüğü ile tanımlanır.

Tarihsel olarak İsrail ismi Yakup’a, gece boyu bir adamla güreşmesinden sonra verilmiştir. Bu adam belki de düşmanı Esav’ın meleğidir.(Yaratılış 32:24-32) Yaratılış kelimelerine göre değişim, Yakub’un Tanrı ve insanla uğraşması ve onu yenmesi ile bağlantılıdır.

Buradaki öğretiş mükemmelliğe ulaşmanın yoludur. Bu da kabalanın esaslı düşüncelerinden biridir. Zohar, İsrael kelimesini de böyle algılar. Tamamlama ile dengede ve bütünde olma ile, bu yine bir yürek olgusudur. Yisrael aynı zamanda sadakatle Tanrı önünde durmak anlamındadır. Kabala dünyasında Yakup merkezin sembolüdür.

Üst ve alt seviyelerin dengesi. Zohar 3:96’da şöyle der; “Üst ve alt olgular İsrael denilen
noktada bulunur..O nokta iman ve mükemmel birlik noktasıdır”. Kabalanın
özü Yakupla ifade bulur. Yakup’un İsrael’e dönüşüp değişmesi. Yakup’un gerçeği, (truth)
ile tanımlanır.

Bu sözcük emet (‘mt) sözcüğüdür ve İbrani alfabesinin ilk, orta ve son harfinden oluşmaktadır. Emet sözcüğü , yani “doğru, gerçek’” sözcüğü hiç hata olmaması anlamında değildir. Ama başlangıçta ve yaşam sürerken ve sonuna dek hep merkezde kalabilme yeteneğine işarettir.

Bu sabah duasında şöyle geçer; (true) “doğru (gerçek?) olan Sen ilk ve sonsun. Ve senden başka fidye karşılığı bizi bağışlayıp, kurtaran kral yok”.
Gerçek, alfabenin ilk ve son harfi ile temsil edilmektedir, kral ise burada merkezi işaret etmektedir. Yani gerçeğin yetkisi böylelikle kullanılmış olmaktadır. Kral kelimesi aynı zamanda mlkh yani melekh harflerinden oluşan bir kelimedir ve görüldüğü gibi İbrani alfabesinin üç merkezi harfi bu kelimede yer almaktadır bu da merkeze işaret
etmektedir.

Talmud, Shabbat 55a’da şöyle bir ifade bulunmaktadır; “Tanrı’nın mührü gerçektir” (ya da doğrudur). Gerçeğe, doğruya çok büyük bir önem vermektedir kabala.
Özellikle Tora’nın gerçekten ne demek istediğini çok iyi bir biçimde anlama ve yorumlama
derdindedir. Rabbi Moses ben Nachman yani Ramban “Kabala gerçeğin yoludur” demektedir. Ramban şöyle demektedir; “Eğer “başlangıç anlamındaki” Bereşit kelimesini değerinde anlar ve neden “Tanrı başlangıçta yarattı” şeklinde bir dizilimle kaleme alınmadığını algılarsanız, gerçeğin yolu üzerinde, metnin üstün alta açılımı doğrultusunda, ikinci sefirot olan Hikmetin, başlangıcın başlangıcı olduğunu görürsünüz.

Bu nedenle ‘bet’ harfi Keter ile yani ilk sefirotla taçlandırılmıştır.” (Burada yaşam ağacının en üstünde bulunan ve Ein Sof’tan gelen ışığı karşılayan daireye Keter yani taç denmektedir. Kabala öğretisine göre, “ışık ol10sun” açılımında herşey Keter’de değil, bir anlamda ilk harf Alef’de değil, ikinci daire
Hochma’da yani Bet harfinde yaratılmıştır)

Neden kabala? Çünkü kabala’nın dili 20.yüzyılda Freud ile ortaya çıkan ve onun
talebelerinin de aralarında olduğu bir çok psikoloji ilmi üstatları için adeta bir rahim teşkil
etmiştir. Kabala, düşüncenin doğasının içine bakmak için bir yoldur. Ve kişinin transformasyonunu sağlamak için etkin bir araçtır. Burada elbette kabalanın ilizyonel ve oldukça kaygan zeminine dikkat etmek önemlidir.

Yine de insanın Tanrı suretinde olması farkındalığı insan psikolojisi için de çok önemlidir. Bu temel üzerine Yahudi öğretisinde insan içselliği üçe bölünerek ele alınır. Bunlar nefesh(beden-nefs anlamında), ruach (ruh), neshamah (ruhsal can). Bu üç öğe ruhsallığı temsil ederler.

Nefesh en alt seviyedir. Adeta “beden düşüncesidir”. Düşünsel olarak tamamen bedenin canlılığı ile bağlantılıdır. Bir anlamda hayvan seviyesidir. Ruach ise dünyasal insan aklıdır.
Burada merkez duygu “Ben” kavramıdır. Ve Neshema ise ilahi ruhdur. Neşema
aslında Tanrı’dan bir parçadır.

Eyüp kitabından bu öğretiyi çıkarır kabalist. Eyüp kitabında “İnsanın yukarıdan, Tanrı’dan payı nedir, Yücelerden, Her Şeye Gücü Yeten’den mirası ne?”-Eyüp 31:2 Burada vurgu Neshema’dır ve doğal olarak neşema hep
özünü arzu eder. Bu üç öğe birbirinden ayrı değildir. Neşema ve ruach ruhsal beslenmeyi
arayan iki içsel seviyedir. Bununla birlikte dünyasal yaşamlarımızda biz neşemayı unuturuz. Sadece ruh kalır ve bu da aslında ego merkezli bilincimizdir. Bu neşema ile ruach’ın bir araya getirilip işbirliği yapması Zohar’da “nur” (nr) olarak adlandırılır. Referans ayet ise “İnsanın ruhu RAB’bin ışığıdır, iç varlığın derinliklerine işler”-
Sül.Özd.20:27 İlginçtir ama neşhema ve ruach kelimelerinin baş harfleri (nr) yani “nur”
kelimesini oluşturan harflerdir.

Zohar bu konuda şöyle der;
“Neshema yukarıda ve ruach aşağıdadır ve ikisi bir araya gelirler. Eril ve
dişil gibi birleşirler. Her ikisi bir araya geldiğinde supernal bir ışık olarak
ışırlar. Bu ikisinin oluşturduğu birlikteliğe “nur” denir. ‘İnsanın ruhu RAB-
’bin ışığıdır’-Sül.Özd.20:27. Nur nedir? Neshamah ruach”-Zohar 2:99b

Transformasyon olayı için ruhların seviyelerinin birleştirilmesi tam anlamı ile kabalanın en büyük planıdır. Tanrısallık içindeki eril ve dişil birleştirmek, bir diğer deyişle
ikiyi bir kılmak esas gayedir. Bu bir farzı (mitzvah) yerine getirmeden önce söylenilmesi
gereken bir duada da şöyle ifade bulmaktadır;
“O’na huşu ve sevgi ile yücelikler olsun, kutsal olanın bütünlüğü hakkı için
Y-H ile V-H’nin mükemmel birlikteliği adına İsrael’in isminde niyet ettim bu
mitzvayı yerine getirmeye..” 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Şimdi Ara
Open chat
Yardıma mı İhtiyacınız Var ?
Size nasıl yardımcı olabilirim ?