Blog

Dünyayı İyileştirmek

Dünyayı iyileştirmek

Anlatılanlarla birlikte Kabala bütün gayreti ile Yaratan’ın bütün dinamiklerini kullanmak ister. Bunun arkasında “dünyayı iyileştirme” arzusu vardır. Buna İbranicede “tikkun olam” denmektedir. Erken dönem Yahudi mistik metni olan Sefer Yetzira, bu durumu, bir mistiğin “Yaratan’ı kendi tahtına yeniden oturtması” şeklinde de tanımlamaktadır.. “Hiçliğin on sefirotu, dokuz değil, ondur.

Ondur onbir değil. Bunu hikmetle anlamak, anlamada hikmetli olmaktır. Onları deneyimleyin,
derinlemesine araştırın.
On sefirot’un özünde tek bir şey ortaya çıkar; Yaratanı kendi makamına yeniden oturtmak (formu verenin)”-Sefer Yetsira 1:4
11 Sefer Yetsirah, özellikle Sefirah kavramının anlaşılması için oldukça önemli bir metindir. Bu kitabın anlatımına göre sefirotların tepe noktası “hiçlik” ile tanımlanan o en üst
noktadır yani üst akıldır. Üst akıl esas kaynaktır. Sefer Yetsirah, bu kaynağın inkarı konusuna oldukça hassas bir biçimde yaklaşmaktadır. Zaten kabalistik literatüre göre günah,
“hedefi vuramama”, bu en üst kaynak noktasını es geçme ile özdeşleştirilmektedir.

Bu aynı zamanda on sayısını eksik saymak, dokuzda kalma olarak değerlendirilmektedir. Sadece dokuzda kalmak değil, on bire çıkmak da aynı şekilde hedefi vuramamak
hatta putperestlik olarak değerlendirilmektedir. Yine Sefer Yetsirah’ın anlatımına göre, bu
on daire, bütün prensiplerin temelidir. Bir anlamda her şeyin iç doğasını algılamak bu on
dairedeki prensiplere bağlıdır. Yaşamda ilahi hizmeti sunmak da bu on sefirot üzerinde
tefekkür ve bu on sefirotu insan düşüncesine temel edinmekle mümkündür. Zira Tanrı’nın
üst aklı insan etkisi ötesindedir. Fakat Sefer Yetsirah’ın ruhsal pratikleri, Tanrı’nın dünya
ile bağı üzerine etkindir.

Bir şeyin esas özünü ayırt edebilmek önemlidir. Bir şeyin olmasının esas nedeni özünde saklıdır. Ve bu öz alt ve üst dünyaların arasındaki bağ için arzu oluşturacak yegane durumdur.

Bizim özü aramamız, öz ile bağ kurma arayışımız Yaratan-’ın dünyayı şekillendirmesi ile bağlantılıdır. İlahi varlığın farklı işleyişi yaratılış sürecinde kendini farklı şekillerde göstermektedir.

Sefer Yetsirah özellikle şeylerin doğasının şekillenmesi ile ilgilidir. Yetsirah zaten anlam itibari ile “şekillendirme” demektir.

Bu kavram içeriğini çömlek yapımı üzerine inşa etmiştir. Bir çömleğin topraktan çömlek şekline gelene kadar geçirdiği bütün süreç, adeta bu ifadenin anlatmak istediğidir.
Kısacası anlatılmak stenilen sefirotlarla yapılan içsel çalışmalarla adeta bir bir içsel dizaynın gerçekleştirilmesidir. Tam istenilen forma girene dek, biz bir anlamda ilahi istem doğrultusunda kendi taşımızı, on sefirot üzerinde yonta yonta forma gireriz.

i Ya da ayarı bozulmuş bir makine misali olan bizler için kabala, kodları verir ve bizler yeniden bu kodları girmek kaydı ile makinemizi ayarlarız.
Zohar bunu Yeşaya 43:7’yi analiz ederek bize anlatmaktadır; “Yüceliğim için
yaratıp biçim verdiğim, adımla çağrılan herkesi, evet, oluşturduğum herkesi getirin diyeceğim”. Burada geçen “Yüceliğim için” sözüne, Zohar’da insanın alt
alemde mükemmelliği etkilemesinin ne denli gerekli olduğu anlamı yüklenmekte ve bu
etkilemeninde yukarıda mükemmelliğe neden olacağı şeklinde yorum getirilmektedir.
İnsanın doğruluk ve sevgiden kaynaklı hareketlerinde başlayan mükemmelleştirmenin bir etkisi olmadıkça yukarıda herhangi bir mükemmelleşme olacak değildir. Bunun için, mükemmelleştiren etki için, “yüceliğim
için” onu yarattım. Ve insan onu yani yüceliği, güçlü sütunlar ve güzelleştirme ile aşağıdan geliştirerek güzelleştirerek mükemmel kılacaktır.

– Zohar 2:155a
Zohar üzerine büyük bir çalışma yapan Tishby ise “güçlü sütunlar” insanın sefirot
dünyasındaki insani mistik etkinliklerinin etkin birlikteliği olarak ifade etmektedir. Ayrıca insanın yeryüzündeki yaşamının esas amacının da bu olduğunu söylemektedir.
O zaman yeniden “neden kabala?” diye sorarsak cevap yine oldukça basittir; kısacası yapacağımız işimiz vardır. Kabala burada bize güvenilerek teslim edilmiş bir görevin
doğasını ve bu görevi nasıl başarabileceğimizi öğretir. Rabbi Tarfon “bu görevi tamamlama mecburiyetinde olmadığınız gibi aynı zamanda bu görevden el çekme
özgürlüğüne de sahip değilsiniz”-Pirke Avot 2:21 demektedir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Şimdi Ara
Open chat
Yardıma mı İhtiyacınız Var ?
Size nasıl yardımcı olabilirim ?